Sensiz geçen milyonlarca doğum günü…

Senin, sensiz kutladığım zilyonuncu doğum günün.

Ve bu sefer ben, gökyüzünde bulutlardan hüzünlü hikayeler yapan şehirdeyim.

Sen, sen baharsın zaten sevgilim!

Olduğun bir yerin kış olması, hüzünlü kalması mümkün mü?

Sen baharın en güzel tonusun; göğsünde en güzel kokusu, gözlerinde kahve dallara umut gibi açan yeşilin en güzel tonu…

Ve ben zilyonlarca yıldır sanki burda yaşıyorum sensiz sevgilim.

Çünkü bu şehrin baharı yok!

Üzgün şehrin, üzgün insanları;

Sadece.

Günlerce gecelerce ağlayan bu şehir o kadar sensiz bene benziyor ki!

Sularında bile sensiz maviye yüzünü dönmüş bu kahverengi şehirim ben sevgilim!

Yüzlerce yıldır soğuk taştan binaları,

Ve rüzgarlarda yolunu şaşırmış güvercinleri,

Thames’im ben, sensiz rengi bilinmeyen zamanlarda çalınmış bir hikayeyim!

Koca bir boşluk insanlarının içindeki ve koca bir kalabalığım sokaklarındaki

Ve günün sonunda senin gününde yine sensiz gökyüzüsüz,denizsiz bir şehirim ben, bu şehir gibi anlamsızım sensiz

"only love can hurt like this.."

Thames’in kenarında en sevdiğiniz şarkıyla karşılaşmaktır mutluluk!

"So why don’t we go, somewhere only we know,
Somewhere only we know.”

Anonymous asked: İçi güzel kendi güzel elleri bambaşka güzel bir hanfendisiniz,hemcinsiniz olarak burada oluşturduğunuz güzel atmosfere hayran kaldım.güzel kalbinizden öpüyorum,yalnız bırakılacak kadın değilsiniz vesselam.

Mesaj büyük ihtimal çok zaman önce geldi ama en azından görünce ne kadar mutlu olduğumu söylemek istiyorum! Bende içten, gülümseten mesaj için teşekkür ederim sevgili hemcinsim hepimiz sevilmeye, mutlu olmaya layığız!

Tek avuntum aynı gökyüzüne yaşamakken sevgilim
Londra’da ne Güneş aynı, ne de yıldızlar var…
Aynı Aya dilekler sıraladığımızı bile hissedemiyorken yaşamak öylesine zor ki…
Kalplerimizin arasındaki mesafelerde koşmak beni yorarken hiç parmak uçlarımın sürtünemeyeceği sana;
Birde insanların saydığı şehirlerin, dillerin yaptığı uzaklıklar var sana.
Ait olmam gereken, olmadığım ses öbeklerinden kaçarken; 
Ait olmamamın garip gelmeyeceğini düşündüğüm yerlere kaçtım. 
Ama yalnızlık his,fiil değilmiş ki; yalnızlık Ben’miş sevgilim!
Yalnızlık doğumumda kulağıma fısıldanan isimmiş hiç bir ülkede değişmeyen…
Yalnızlık teklik, bir’lik de değilmiş sevgilim. 
Yalnızlık dünyanın başka bir köşesindeki sokağa yine sensiz dönmekmiş.
Anlamadığın sözcüklerde yine senin adını bulmak,
Ve başka bir ülkede bile senle hayatın bizi denk getirmesini dilerken bulmakmış kendimi.

Tek avuntum aynı gökyüzüne yaşamakken sevgilim
Londra’da ne Güneş aynı, ne de yıldızlar var…
Aynı Aya dilekler sıraladığımızı bile hissedemiyorken yaşamak öylesine zor ki…
Kalplerimizin arasındaki mesafelerde koşmak beni yorarken hiç parmak uçlarımın sürtünemeyeceği sana;
Birde insanların saydığı şehirlerin, dillerin yaptığı uzaklıklar var sana.
Ait olmam gereken, olmadığım ses öbeklerinden kaçarken;
Ait olmamamın garip gelmeyeceğini düşündüğüm yerlere kaçtım.
Ama yalnızlık his,fiil değilmiş ki; yalnızlık Ben’miş sevgilim!
Yalnızlık doğumumda kulağıma fısıldanan isimmiş hiç bir ülkede değişmeyen…
Yalnızlık teklik, bir’lik de değilmiş sevgilim.
Yalnızlık dünyanın başka bir köşesindeki sokağa yine sensiz dönmekmiş.
Anlamadığın sözcüklerde yine senin adını bulmak,
Ve başka bir ülkede bile senle hayatın bizi denk getirmesini dilerken bulmakmış kendimi.

  “In my place, in my place 
Were lines that I couldn’t change…”

“In my place, in my place
Were lines that I couldn’t change…”

Anonymous asked: Marc Levy'nin hangi kitaplarını okudun ve favorin hangisi?

Şu an ellerimde bir Marc Levy kitabı varken yine gördüm soruyu… Evet galiba kitaplarının çoğunu okumuşumdur binlerce alakasız hikaye anlatmayı hepsinin sonunda yüzünde tıpa tıp aynı gülümsemeyi bırakmayı becerebilen başka adam var mıdır bilmiyorum… İlk okuduğum kitabı Keşke Gerçek Olsa’ydı ve galiba hayatım boyunca ayrı bir yeri olucak benim için. Daha sonra ikincisi olan Sizi Tekrar Görmek sonraysa Gölge Avcısı, Sonsuzluk İçin Yedi Gün, Neredesin?, Bay Daldry’nin Tuhaf İstanbul Yolculuğu geliyor. Ama en sevdiğimi Marc Levy’nin ilk okuduğum kitabından sonra beni adama tekrar aşık eden kesinlikle Gelecek Sefere derim. Şimdiyse elimde D&R’dan 5liraya aldığım ve Marc Levy kitaplarınında 5 liraya düştüğü ülkeme şaşırdığım İlk Gün ve İlk Gece var bunlara da kesinlikle bayılacağım! Adam beni “Gündoğumu nerde başlar?” diyerek etkiledi bile, evet hiç ellerinin değemeyeceği ufku kovalamak mazoşist ruhlarımıza tam bire bir!

Anonymous asked: o kitap tutucuları nereden aldın acaba?

Tutucular Madame Coco’dan.

I’d like to fly, 
but my wings have been so denied




Alice In Chains-Down In A Hole

I’d like to fly,
but my wings have been so denied


Alice In Chains-Down In A Hole

‘“We should meet in another life, we should meet in air, me and you.”’

Sylvia Plath

‘“We should meet in another life, we should meet in air, me and you.”’

Sylvia Plath

Pollyanna,
Sana göre insan
Profiterol yer gibi yaşamalı
Bir çamur deryasının içinde
Küçük beyaz mutluluk topları yakalamalı.
Bense vücuduma şiirler saplıyorum durmadan
Sen de bilirsin ya Allah
Dayanabileceği kadar acı verirmiş insana.

Geçen yazı
Bir dut ağacının altında roman okuyarak geçirdim
Dut taneleri düşerdi sayfalara
Tıpkı tatlı yaz yağmuru gibi
Büyük taneli tıpırtılarıyla
Kendimi dut ağacının gövdesini yiyen
Bir ipek böceğine benzetirdim.
Ucuz tebeşirler beyaz atlı prenslerdir Pollyanna
Bir şiire gelir
Ve onu hayattan kurtarırlar.

Ah Pollyanna,
İçimde sanki hep aynı şarkıyı çalan bir laterna:
Cancağızım basma perdeme bir çiçek de sen olsaydın
Kaçarken yangın merdivenlerine
Keşke grapon kağıtları assaydın.

Didem Mamak